İktidarda kalmak için atmayacakları iftira yok

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün gazetelerin Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Gündemde ekonomik kriz, İBB’ye açılan inceleme ve cumhurbaşkanlığı adaylığı vardı. İktidarın ülkeyi acınacak halde ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı da sert eleştirdi. CHP lideri şöyle konuştu:

‘TELEFONLARI DİNLENİYOR’

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) alınan personelin arasında örgüt iletişim ve iltisaklı kişiler olduğunu Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı söylüyor. Alınan bütün personelin iyi hal belgeleri savcılıklar kadar verilir. Belediye başkanının MİT’i mi var? Bunlar Devleti de bilmiyor. Hangi akılla, mantıkta saldırı yapıyorlar? İstanbul’da seçimi kaybetmeyi hazmedemediler. Geç kaldın kardeşim. Sadece bu değil oysa bizim bütün belediye başkanlarımızın telefonlarını dinliyorlar, alınan elemanlara bakıyorlar. Normalde ilgili millet kuruluşu, ‘şu kişinin, şu nedenle istihdamı sakıncalıdır’ diye uyarılır.

RUHLARINDA KÖTÜLÜK VAR

Ekonomideki fena gidişin içselleştirilmesini istemiyorlar bir ‘tartışma dövüş yaratalım halk mutfaktaki yangını hissetmesinler’ istiyorlar. İstanbul birinci seçimde de CHP’li belediyelere saldırılar yapıldı, Erdoğan, İçişleri Bakanı günün 24 saatinde konuştu. Devlet bir kişinin kinine, öfkesine teslim edilemez. Devleti hukuk ve adaletin üstünlüğünde yok, kendi anlayışlarına göre yönetiyorlar, itibarsızlaştırıyorlar. Mansur Yavaş seçilirse doğalgaz ve su faturalarının PKK’lılar kadar yazılıp dağıtılacağı gibi akıldan mantıktan mahrum konuştular. Çürümüşlük ruhlarına işlemiş. İktidarda kalmak için söylemeyecekleri yalan, atmayacakları kötüleme yok.”

Kılıçdaroğlu, AKP’nin İstanbul üstünde bu kadar durmasının aşağıda, kaynakları özlem ettiği şekilde kullanmanın yattığını da savundu. Ekrem İmamoğlu’nun açığa darılma olasılığı olup olmadığı sorusuna, Kılıçdaroğlu, “Müfettiş öyle bir rapor veremez. Kimsenin, Türkiye’yi rezil etmeye hakkı yoktur” yanıtını verdi.

AİLESİ VE ÇEVRESİ KAZANDI

Fiyat istikrarının merkez bankasının görevi olduğunu fakat Cumhurbaşkanı bünyesinde “Fiyat İstikrar Komitesi” kurulduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “İstikrarı sağlayacak mekanizma şu lahza devlette değil. Kurun yukarı gitmesi, düşmesi Erdoğan’ın para kazanıp kazanmamasına ast. Erdoğan ve çevresi, Hazine’nin, belirtilmiş yatırımcıların para kazanmasını sağladılar. Kazanan Erdoğan ailesi ve yakın çevresi oldu.”

‘Ağzıyla kuş tutsa’ bile Erdoğan’a güvenilmiyor

Erdoğan’ın ‘Ağzıyla kuş tutsa’ bile topluma güven vermediğini, sabahtan söylediğiyle akşam söylediği arasında 180 derece fark olabildiğini savunan Kılıçdaroğlu, erken veya egemen seçimle ilgili şu yorumu yaptı: “Etken tercih yapabilirler mi? Yapsınlar. Ne yaparlarsa yapsınlar Erdoğan’ın iktidar olma şansı yok. Erdoğan’a düşen toplumu şiddet kulvarlara sokmadan, ülkeyi seçime götürmek olmalı. Demokrasilerde kural budur. Gelmesini bilmek gibi gitmesini anlayışlı olmak de gerekiyor. Seçimi yapsın, kazanırsa ‘Erken seçim dediniz. Yaptım ama insanlar bizi seçti’ diyebilmeli. Saray’dan çıkarsa gerçekleri görecektir.”

ÜLKEMİZİ ÇOK SEVİYORUZ

CHP lideri, var olan sistemin ülkeyi felakete sürüklediğini gördükleri için 6 siyasi partinin bir araya gelip iki taraflı çalışmalar yaptığını anlattı. Halk İttifakı ile, metinlerin hasır ışık halkası geldiğine gösteren Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: “SP lideri Esas Bey’in ziyaretimde, Atatürk’ün Hacı Bayram’dan çıkışındaki fotoğrafı vardı. Farklılıklarımıza karşın biz ülkemizi seviyoruz. Bu ülkede yaşamış herkesin kolaylık içinde yaşamasını istiyoruz. Herkesin karnının doymasını istiyoruz. Güçlü bir sosyal devletten yanayız. Bu konularda da bakış birliğimiz var. Devletin kaynaklarının nasıl kullanılacağı, devletin nasıl saydam olacağı gibi konularda harikulade bir uzlaşma var.”

Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’na randevu vermediğine ilişkin haberler için “Tam bir asparagas haber” dedi. Cumhurbaşkanı olacak kişinin Devleti tanıması, tarafsız, liyakat anlayışına sahip, topluma örnek olması gerektiğini anlatan CHP lideri, “Popstar yok, Devleti tekrar yapı edecek Cumhurbaşkanı seçeceğiz. Tercih kararı alındıktan sonra liderlerle hızla bir araya geliriz. Oturur konuşuruz” dedi.

Çoktan Cumhurbaşkanı adayının kim olacağının tartışılmasının dürüst olmadığı görüşünü belirten Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “İllaki birisi olacak. Buna kim karar verecek? İttifak karar verecek. tek başına karar vermem ittifakı dışlamam anlamına kazanç. Özel bir tartışma yaratmaya da lüzum değil. İttifakı yaratıcı bileşenler bu gün için biz konuşuyoruz lakin acilen hukuki bir ittifak da değil. Yasal ittifak seçimlerde oluyor. O aşamada da oturur konuşuruz. Bugüne kadar pek çok sorunu çözmek için bir araya geldiğimiz gibi yeniden geliriz.”

DEVLETİ SOYUYORLAR

Kılıçdaroğlu, “5’li çete” dediği iş insanlarının kendisinden hayli rahatsız olduğunu öne sürdü. Kılıçdaroğlu, “Halk kaynaklarının birilerinin talebi üzerine, birilerine döviz garantili verilmiş olması bizim kabul edeceğimiz bir dilekçe yok. Siyaset ile meslek insanlarının devleti soymaları konusunda işbirliği yapmaları demektir. TC devleti soyulacak bir devlet değildir” dedi.

Erdoğan’a karşın Meclis’e sunulacak kritik 11 soru

Kılıçdaroğlu, CHP’nin TBMM’ye sunacağı “Erdoğan’a yöneltilecek 11 soru” önergesini açıkladı. “Erdoğan eliyle bu soygun oldu” diyen Kılıçdaroğlu soruları şöyle sıraladı:

1- Erdoğan, 22 Kasım’da, döviz kurlarındaki artışı “kurdaki rekabet gücü” olarak değerlendirdi. Dolar kuru 11 lira 5 kuruş idi. Erdoğan kendisine “önlem al” diyen iktisatçıları dinlemedi? Doların 18 lira 33 kuruşu görmesini niçin bekledi? Bu politikadan bir gecede neden vazgeçildi?

2- Erdoğan’ın açıkladığı “Çin modelini”, 3 Aralık’ta Hürriyet manşet yaptı. O gün dolar kuru 13 lira 43 kuruş idi. Liranın  değerini düşürerek, milleti fakirleştirerek, ucuz meslek gücü haline getirmeyi amaçlayan bu modelden niçin vazgeçildi?

3- Erdoğan, döviz artışını aralıksız dış güçlere bağladı. Yeni Hazine Bakanı Nureddin Nebati, “dış güçler değil!” dedi. O gün, dolar kuru 13 lira 86 kuruş idi. Erdoğan doları, 8 lira 31 kuruştan, 18 lira 33 kuruşa değin getiren güçlere niçin sessiz kaldı? Insanlar iç güçler göre bir gecede soyuldu.

4- Erdoğan’ın 20 Aralık’ta yaptığı açıklamalarının gecesinde, Ziraat Bankası Genel Müdürü, “1 milyar dolar civarında bir para bozduruldu” dedi. BDDK’ya ait rakamlar ise tersine vatandaşın 218 milyon dolar döviz aldığını gösteriyor. Bu durumda o gece o dövizleri kimler sattı?

5- Sicili kabarık Amerikalı Finans şirketi J.P Morgan 18 Aralık’ta müşterilerine, “Türk Lirası için yeni algoritma emri almayacağını, eski emirlerin de en kısa sürede iptal edilmesi” tavsiyesinde nasıl bulunabildi? Bu finans şirketi 20 Aralık gecesi olacaklardan, nasıl farkında oldu? Şirkete “Türkiye’de danışmanlık yapma” izni neden verildi?

6- 6- 21 Aralık sabahtan 22’si akşamına değin Merkez Bankası’nın arka kapısından 4,5 milyar dolar, toplamda 19,1 milyar dolar satıldı. Eğer Erdoğan bu rakamlara “dürüst yok” diyecekse, araştırma önergemize kabul oyu verir.

7- Merkez Bankası’nın net döviz rezervleri 17 Aralık itibariyle, -46,7 milyar dolar. Yani kasada tek sent yok. Milletin kendisine emanet ettiği bankasına ait olmayan rezervleri arkadaki kapıdan hangi kanuna, hangi kurala dayanarak sattı?

8- Erdoğan, 20 Aralık’tan bir gün önce “faiz indirmeye devam edeceğim, Ben Müslüman’ım naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim” dedi. Madem Müslüman’dın, neden Türk Lirasına dolar üzerinden faiz artışı yaptın?

9- Özel bankaların ödeyeceği faiz bile Define’nin sırtına yüklendi. Acaba bu hangi dinin kitabında var? 84 milyonu kefil yerine getirmek, hangi dinde caiz?

10- Merkez Bankası’nın faizi Eylül’den bu yanlamasına 19’dan 14’e indi. Define’nin borçlanma faizi 17’lerden 23’lere çıktı. Bu faiz lobilerinin isteğinin gereği mi?

11- Erdoğan, yaptığı operasyonla fakirden aldı, zengine verdi. Bu minik yatırımcıları neden çarptın Erdoğan? Milletin alın terine, emeğine köpük deyip, niçin bir gecede hüplettin?

HDP İLE GÖRÜŞME OLACAK

HDP’nin yasalara göre yerleşmiş siyasi parti olduğunu, önümüzdeki hafta kendileriyle görüşeceğini bildiren Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “HDP ile konuşacağız. Demokrasiyi savunuyorsanız, ‘Biz şu siyasi partiyle görüşmeyiz’ demezsiniz. Eğer bir siyasi partinin terör örgütüyle bağlantısı varsa gereğini yaparsın. Yapmıyorsan kabahat işlemiş olursun. AKP şöyle bir siyaset izliyor: HDP kendisine yanaşır ve takviye verirse sorun yok. Fakat HDP, AKP’den uzaklaşırsa PKK ile benzer olduğunu söylüyor. Doğuya gidince PKK’lı, batıya gelince FETÖ’cü oluyorsunuz. Bunlar FETÖ ile kucak kucağa yatmıyorlar mıydı? Terör konusunda tavrımız fazla nettir.”

 

Yorum yapın