CHP’den İmamoğlu’nun ‘MOBESE servisi’ ile ilgili önerge: TBMM devreye girmeli

CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Hür Özel ve Engin Özkoç göre hazırlanan Genel Görüşme Önergesi, TBMM Başkanlığı’na sunulurken, önergenin bu hafta içerisinde TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi planlanıyor. Önergenin gerekçesinde şu görüşlere yer verildi:

“VESAYET ALTINA ALMA GİRİŞİMİ”

“Namına ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ denilen ucube sistemle birlikte; hukuk devleti ilkesinin ve demokrasinin aşındırıldığı uygulamaların giderek ivme kazandığı görülmektedir. Bu tabloda, milletin can ve mal güvenliğini korumakla görevli İçişleri Bakanlığı’nın da yer alması, endişe vericidir.

İçişleri Bakanlığı (ve teşkilatın en üst amiri konumunda yer alan İçişleri Bakanı), iç (ve dahi dış) güvenliği teminen uhdesine bırakılan devir ve yetkileri, kötüye göstermek suretiyle lokal yönetimin bir unsuru olan belediyeleri hukuka tutarsız biçimde yönetimle ilgili vesayet altına alma girişimde bulunmaktadır.

Bu girişiminin emsallerinden birini de ‘Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu (MOBESE)’ kameralarıyla kayıt altına alınan (kişisel bilgi niteliğini haiz) görüntülerin hukuka tutarsız, amacı dıştan kullanılması ve paylaşılması oluşturmaktadır. Bilindiği üzere, teknolojik gelişmelerle birlikte millet düzenini tedarik etmeye yarayan mekanizmalardan biri de MOBESE’dir.

Kuşkusuz devlet, kamusal alanda güvenliğin sağlanması, suçla uğraş edilmesi, suçun işlenmesinin önlenmesi, caydırıcılık oluşturması hasebiyle bu mekanizmaya başvurabilir. Ama devletin bu mekanizmayı işletmesinin sınırını, kişinin özgürlüğü çizer. Diğer bir anlatımla bağımsızlık – emniyet dengesi bağlamında devlet, bir yana kamu düzenini tesis ederken öteki yandan esas hak ve özgürlükleri muhafaza altına almalıdır. Aksi durumda iktidarın mutlak hakimiyetine yarayan bir araçtan öteye geçemez.

“DEVLET HUKUK DIŞINA ÇIKARSA CAN VE MÜLK GÜVENLİĞİ KALMAZ”

Anayasa, vatandaşlarının özel hayatını, ‘Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz’ şeklindeki 20’nci maddesi ile güvence altına almıştır. Ayrıca özel yaşam, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8’inci maddesi ile de güvence altına almıştır.

5237 sayılı Türk Suç Oluşturan Kanunu ve 6698 sayılı Bireysel Verilerin Korunması Kanunu’nu ile hukuka tutarsız fiiller için idari ve adli müeyyideler öngörülmüştür. Halk kurum ve kuruluşlarının, Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri zedeleyecek uygulamalardan uzak durması zorunludur. Somurtkan durum, Türkiye’yi hukuk güvenliğinin, can ve mal güvenliğinin olmadığı bir noktaya taşıyacaktır.

“MOBESE SERVİSİ SİYASET ALANINA MÜDAHALE”

İçişleri Bakanlığı, milletin güvenliği için kendisine görev edilmiş her türlü olanağı, hukuka uygun bir şekilde uygulamak zorundadır. Ama 24 Ocak 2022 tarihinde kamuoyuna servis edilen, İstanbul’daki bir bölgeye ait MOBESE görüntüleri, hukuk dışına çıkıldığının açık göstergesidir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun (ve birlikte olduğu diğer kimselerin) kişisel data niteliğindeki görüntüsünün MOBESE’den elde edilmesi ve paylaşılması, kanuni mesnetten mahrum olduğu gibi demokratik toplumun gerekleriyle de bağdaşmamaktadır.

Kaldı oysa bu koşul, millet düzenini temin etmeye karşın de değildir. Burada, salt olarak Cumhuriyet Millet Partisi nezdinde bir Büyükşehir Belediye Başkanını itibarsızlaştırma saiki bulunmaktadır.

Sorumluluk alanı itibariyle gerek silahlı kolluk gücüne gerekse ulus otoritesinin büyük çoğunluğuna yönetsel olarak sahip bir bakanlığın ülkenin en büyük ilinin seçilmiş belediye başkanını izler ve medyaya servis eder bir rol içeresinde bulunması her şeyden önce kurumun ve devlet otoritesinin güvenirliğini sarmıştır.

Siyaseti siyasetçiler kendi argümanlarıyla yapar. Burada ise halk gücünün bana kalırsa kullanılması ve bundan siyasi çıkarım elde edilmesi planlı ve organize bir operasyon olarak karşımıza çıkmaktadır.

“FETÖ TAKTİĞİ VE SESSIZ BAKAN”

Diğer bir söyleyişle İçişleri Bakanlığı (ve teşkilatın en üst amiri konumunda bulunan İçişleri Bakanı), güvenliğin sağlanması için kendisine tevdi edilen bu mekanizmayı muhalefetin laf söyleme hakkı hilafına hukuka aykırı biçimde (FETÖ terör örgütünün yöntemleriyle) kullanmaktadır. Halbuki demokratik bir toplumda asıl olan, muhalefetin özgürce ve hukuka uygun olarak siyasi otoriteye karşı eleştirel ifadelerini dile getirmesidir.

Bu tür uygulamalar neticesinde Büyükşehir Belediye Başkanı şahsında kendini rakip olarak nitelendiren tüm vatandaşlarımız zorlama altına alınmaya çalışılmaktadır. Bu şart, Türkiye Cumhuriyeti’ni muhalefet etme özgürlüğünün temel taşı olduğu çoğulcu demokrasi anlayışından uzaklaştırmaktadır. aynı zamanda bu nesil uygulamaların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi huzurunda Devletimizin sorumluluğunu doğuracağı unutulmamalıdır.

öte taraftan; toplumda önemli bir kavga yaşanırken, İçişleri Bakanı Süleyman Aristokrat ve İçişleri Bakanlığı’nın, takriben bir haftadır sessiz kalması, kaygıları büyütmektedir.

“TBMM DEMOKRASİYE DARBEYE DUR DEMELİ”

Milletimizin can ve mal güvenliğinin emanet edildiği kurumların daha pozitif zarar görmemesi, özel hayatın gizliliğinin ve muhalefetin siyaset alanının korunması, demokrasinin işleyişinin sağlanması için TBMM’nin devreye girmesi zorunludur.

Bu nedenlerde, İçişleri Bakanlığı’nın emanetinde olan MOBESE kayıtlarının hukuk dışı şekilde servis edilmesinde sorumlulukları olanların ortaya çıkarılması, demokrasiye darbe niteliğindeki uygulamaların önüne geçilmesi ve alınacak önlemlerin TBMM’de görüşülmesi için Genel Mülâkat açılması uygun olacaktır.“

Yorum yapın

SMM Panel